Cankurtaran köyü web sitesi | Anasayfan Yap | Favorilere Ekle | İletişim | Tavsiye Et

Tema : #  

.: Ana Sayfa :. .: Haberler :. .: Resimler :. .: Videolar :. .: Yazılar :. .: DEFTERİMİZ :. .: FORUM :. .: BLOG :.

Menü

Anasayfa

Haberler

Yazılar

Resimler

Videolar

Defterimiz

Forum

Arama

Üyelerimiz

Kadromuz

Bloglarınız

KÖŞE YAZILARI

!!-REHBER & KAN G.-!!

1-YÖRÜKLÜK

2-HONAMLI

AKŞEHİR

KÖYÜMÜZ


Saat


 

 Ziyaretçi Defteri

»  konyagücü yönetim
»  konyagucuspor@hotmail.com
»  26.08.2010 00:21:23
»  internet ortamına bomba gibi bir haber düştü. Tüm takımların yüreğini ağzına getirdi. Haberi merak ediyorsanız http://konyagucuspor.tr.gg/Kul.ue.p-Haberler.htm dan takip edebilirsiniz.
 
»  cankurtaran gençliği
»  cankurtaran@hotmail.com
»  23.08.2010 11:28:46
»  busene komiteden ses seda yok cankurtaran koyu ve ya cankurtarankoyum ya da her iki sitenin ortaklaşa bir turnuva düzenlemesi turnuvaya bir agırlılık getirir. turnuvada takım sayısının aynı tutulup sadece eleme usulu yapılması zamandanda tasarruf olur.
 
»  beyhancelik
»  beyhancelik_42@hotmail.com
»  16.08.2010 22:45:14
»  Üniversite sınavını kazanan tüm gençleri tebrik ediyor,hep üniversitede kalmaları(Akademisyen olarak tabiii ) duasıyla tekrar kutluyorum....
 
»  beyhancelik
»  beyhancelik_42@hotmail.com
»  16.08.2010 22:42:06
»  Çocukluğumda yan komşumuz,babamın arkadaşı sıhhıye Abdil Amca mekanın cennet olsun...Nur içinde yat!
 
»  havva ekin
»  ekinhava@hotmail.com
»  14.08.2010 15:47:38
»  Sınavda başarılı olan tüm gnçlerimizi kutlarım. İnsanı büyük yapan kendi azmi ve sabrıdır başarılarınız daim olsun.
 
»  havva ekin
»  ekinhava@hotmail.com
»  14.08.2010 15:37:41
»  Eniştem Mustafa DUMANa Allahtan rahmet ailesine sabır ve başsağlığı dilerim.
 
»  mehmetfatih(elazıg)
»  asfd@hotmail.com
»  13.08.2010 19:50:08
»  ünv. kazanan kardeşlerimi kutluyorum başarılarının devamını diliyorum.
 

Mesaj Oku

Sizde Yazın


Dost Linkler


Döviz


İstatistikler

  Üyeler    
Son Üyemiz :

M-Emin

Bugün Üye :

0

Dün Üye :

0

Toplam Üye :

462

Onaysız :

0

Aktif Üyeler :

  Aktifler    
Aktif Üye :

0

Aktif Misafir :

5

Toplam :

5

İp Adresiniz :

38.107.191.105

  Sayaçlar    
Bugün Tekil :

134

Bugün Çoğul :

136

Bugün Toplam :

270

Dün Tekil :

38

Dün Çoğul :

42

Dün Toplam :

80

19 Kasım 2009 Tarihinden itibaren:
Toplam Tekil :

96653

Toplam Çoğul :

107480



KÖYÜMÜZ

TARİHÇESİ

     Tarih boyunca hep önemli bir yerlesim merkezi olan Aksehirin ilk yerlesim bulgularina, bölgede yapilan yüzey arastirmalari sonucunda, Neolitik Dönemde rastlanmaktadir. Bu dönemden son antik çaga kadar buluntu veren otuz büyük yerlesim saptanmistir. Sonra Kalkalitik, Eski Tunç, Hitit, Phrygia, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanli uygarliklari boy gösterir.

     1071de baslayan Anadolunun Türklesmesi sonucunda Kutalmisoglu Süleyman Sah tarafindan alinan kentin, bundan sonra adi ve kaderi degisir. Nehçet-ül Menazilde burayan gelen hükümdarlardan birinin çiçek açmis agaçlardan esinlenerek "Aksehir" dedigi rivayet edilmektedir. Aksehirin günümüzde sahip oldugu eserlerden pek çogu Selçuklular zamaninda yapilmistir. Bu dönemde kent zenginlesir ve gelisir Horasan illerinden Seyyid Mahmut Hayran, Nimetullah Nahçevani gibi din bilginleri Aksehire göç ederek bu topraklarin manevi duygusunun degismesine katkida bulunurlar.Ancak uzun yillar süren haçli seferleri sirasinda kent hiçbir zaman görmedigi ölçüde tecavüz ve yagmaya maruz kalir. Selçuklu Devletinin çökmesiyle önce Esrefogullari, sonra da yüzyil Hamitogullari yönetir kenti.Beyliklerden günümüze sadece Maarif köyündeki Seyh Hasan Türbesiyle mezar taslari ulasir. Aksehir 1381 yilinda Murat Hüdavendigara satilir.Yildirim Beyazit 1402 yilinda Timura yenilince Ferrusah Mescidinin cenazelik bölümüne hapsedilir ve burada intihar eder. Fetret Döneminde kisa bir süre Karamanogullarinin eline geçen Aksehir, Fatih Sultan Mehmet tarafindan 1467 yilinda fethedilir ve Cumhuriyete kadar sürecek olan Osmanli hakimiyeti baslar.

     Sevr antlasmasiyla Aksehir Italyanlar tarafindan isgal edilir ve Italyanlar Hristiyan mahallesindeki evlere yerlesirler ancak bu uzun sürmez. 1922 yilinin 28 temmuz günü bir futbol turnuvasi bahane edilerek bütün ordu komutanlari Aksehirde bulusur ve son hazirliklar gözden geçirilir. Nihayet Büyük Taarruza karar verilir.

     Aksehir dogumlu olan Tarik Bugra "Küçükaga" romaninda o yillari farkli bir gözlemle anlatir. Yemenden, Çanakkaleden ve nice cephelerden yorgun düsmüs anadolu insaninin yeniden kurtulus mücadelesine kalkismasinin destanini roman kahramaninin gözüyle okuyucuya aktarir.

 
:: AKŞEHİR KAYMAKAMLARI ::
1- Ahmet Hulusi Bey 22- Osman Feyzi Efendi
2- Hacı Mustafa Ağa 23- Mustafa Şükrü Bey
3- Abdürrahman Nafiz Bey 24- Tahir Bey
4- Mehmet Selim Efendi 25- Ahmet Rıfat Bey
5- Hasan Tahsin Efendi 26- Hüsnü Bey
6- Bereket Zade İsmail Hakkı Bey 27- Ahmet Edip Bey
7- Mehmet Celaleddin Efendi 28- Ahmet Kemal Bey
8- Ziya Bey 29- Samih Fethi Bey
9- Emin Efendi (Kaymakam V.) 30- Fehmi Bey
10- Ahmet Fethi Bey 31- İbrahim Etem Bey
11- Şükrü Efendi 32- Abidin Bey
12- Yusuf Fehmi Efendi 33- B.Raif
13- Rauf bey 34- B.İzzettin Çağpar
14- Mehmet Nuri Efendi 35- B. Sinan
15- Tevfik Bey 36- B.Lütfi Aksoy
16- Çapanoğlu Edip Bey 37- B.Edip
17- Ali Rıza Paşa 38- B.Talat Bozoğlu
18- Muhiddin Bey 39- B.Mehmet Belek
19- Ahmet Lutfi Efendi 40- Necmeddin Öner
20- Ali Zihni bey 41- Şükrü Zeki Uğurtanı
21- Salih Salim Efendi 42- İhsan Ünal
 
Bu bilgiler AKŞEHİR TARİHİ adlı kitaptan alınmıştır. Basım Yılı 1945

 ADI

    Aksehir Selçuklularin ihtiyat hazinesi

     Aksehirin yerinde bulunan eski sehri tarih « Philomelium » seklinde adlandirir. Simdiye kadar Küçük Asyanin tarihiyle. tarihî cografyasiyla mesgul olanlardan hiçbirisi bunun hangi dilden oldugunu ve ifade ettigi manayi söylememis ve göstermemistir. Aksehir Orta Anadolunun meshur bir meyva sehridir. Burada çok iyi elma da yetisir, eski Aksehirin bali da meshur imis. Bizim tahminimize göre sehir adini elmasinin veyahut balinin söhretinden almistir. Kelimenin sonundaki eki (yum) atilirsa «Philomel — Filomel» kalir. Yunanca (filo) dost ve seven (meli) bal, (milo) da elma anlaminadir.

     Türkler burasini (Aksehir) seklinde adlandirmislardir. Adlandirma sebebi hakkinda da iki rivayet vardir: Türkler kalelerinin beyazla badanalanmis veyahut ak tasla yapilmis olmasindan, dolayi sehre (Aksehir) demisler.

     Aksehirin kaysi, badem, visne, kiraz ve erigi boldur. Ilkbahar, Sultan daginin yamaçlarini ve ovayi göz alabildigine bembeyaz çiçeklerle süsler. Dedelerimiz sehri böyle bir mevsimde aldiklari için (Aksehir) seklinde adlandirmislardir.

     Beldei begza bu adin Arapça tercümesi, «Zümrüt sehir» de onun tavsifidir. Bazi eserlerin söyledikleri gibi bunlar sehrin baska baska adlan degillerdir.

     En eski Selçuk, Karaman, Hamit, Esref ve Osman ogullari vakfiyelerinde, milknamelerinde, beratlarda, hükümlerde, Selçuknamelerde, arsiv vesikalarinda Filomelyumun yalniz (Aksehir) seklinde adlandirildigini görüyoruz. Biz simdiye kadar bu sehrin baska bir adina raslamadik. Meselâ Karaman oglu Ibrahim Beyin Kongodaki imaretinin ve Celâleddini Rumi türbesinin vakfiyelerinde hep Aksehir geçmektedir.

     Selçuklularin baskenti Konyanin pek yakininda bulunan bu zengin ve bol gelirli sehir Selçuk hükümdarlarinin bir ihtiyat hazinesi halinde idi. Agirlanacak, taltif edilecek prenslere, beylere, sabik hükümdarlara ve emirlere Aksehir timar olarak verilirdi. Selçuk tarihinde bunun birçok örnekleri vardir.

     Aksarayli Kerimüddin Mahmut Konya Selçuklularindan Dördüncü Kiliç Aslanin tek basina Selçuk tahtina oturdugunu, Karaman ogullarinin kendisine karsi muvaffakiyetsizlikle biten bir isyan yaptiklarini, devlet büyüklerinin baslarina gelenleri yazdiktan sonra o zamanlarda emirlere, devlet ulularina tevcih edilen yeni mansiplara bir kisim ayirmistir. Burada uç vilâyetleri emirliklerinin Sahip Atanin siret ve suret itibariyle çok güzel olan ogullari Taceddin Hüseyin ile Nusratüddin Hasuda verildigini, Kütahya, Sandikli, Gurgurum ve Aksehir taraflarinin gelirlerinin de kendilerine tahsis edildigini söylemektedir.

     Bu mehazlarda Aksehirin adi bir de Cimri isyani dolayisiyle geçer:

     Aksarayli Kerimüddin, Karaman ogullarinin bir isyanini ve Cimri hâdisesini yazarken Karaman ogullarinin Selçuk baskenti Konyaya yürüdükleri ilk günlerde Sahip Atanin ogullarindan ve hamiyetli emirlerden Taceddin Hüseyin ile Nusratüddin Hasanin Konya-Aksehir arasindaki bir savasta öldüklerini kaydeder .


     Uydurma, yalanci Selçuklu hükümdar Cimri ve veziri Karaman oglu Birinci Mehmet Beyle Sahip Atanin ogullari Taceddin Hüseyin ve Nusratüddin Hasanin Aksehirde verdikleri savasin yerlerini simdiye kadar yerli ve yabanci hiçbir tarihçi kesin olarak gösterememistir. Biz yerinde yaptigimiz incelemeler neticesinde hareket bölgesini ve savas alanini bütün teferruatiyle tesbite muvaffak olduk.

     Karaman oglu Mehmet Bey, Üçüncü Giyasüddin Keyhüsrev ile Sahip Ata Fahreddin Alinin Ilhanli Hükümdari Abaka Hanin yaninda bulunmalarindan faydalanarak Selçuklularin baskenti Konyayi zaptetmek ve bu suretle iktidari eline almak istiyordu. Baskentte Etnin-üd-din Mikail naiplik yapiyordu. Mehmet Bey muvaffakiyetini yüzde yüz saglamak için hareketini; baskenti Selçuklu hanedanindan birisi adina zaptetmek ve bir Selçuklu, hükümdara vezir olmak gibi saltanat dâvasi ile maskelemeye lüzum görüyordu. Bir taraftan derin Türkmen ve halk tabakalari arasinda yaptigi propaganda ile onlari Konyayi yagmalamaya tesvik ederken, bir taraftan da Selçuklu tahtina münasip bir talip ve namzet ariyordu, Avamfiripligi ile basibozuklar arasinda söhret alan bir dervis vardi, onu getirtti. Yalanci sahitlerle kendisinin Ikinci îzzeddin Keykâvüsün oglu Siyavus oldugunu ispat ettirdikten sonra ona Selçuk hükümdari olarak biat etti ve Konya üzerine yürüdü, Konyanin dis ve iç kalelerini fethetti. Iç kaledeki Sultanlar türbesinde kutlu emanetler arasinda saklanan çetr ile sancagi çikartarak hükümdarlik merasiniiyle Selçuk sarayina yerlesti. Fenaligindan dolayi Cimri vasfi ve söhreti adina galebe eden bu düzmece hükümdar ve vezir Mehmet bey Sahip Ata ogullarinin Kara Hisar-üd-Devle = Afyon Kara-hisar taraflarinda hazirlandiklarini ögrendiler. Derme çatma fakat kalabalik bir kuvvetle mayis ayinin ikinci yarisinda Karahisara dogru yola çiktilar ve Aksehirin güney batisindaki (Altintas) köyünün önünde ordugâh kurdular. Cimri ile Mehmet bey Aksehire kadar gittiler. Bu Altintas köyü Karaaslan koyu gibi tamamen yok olmustur. Karaaslanin adi simdi yalniz bir yokusta bu koy de yalniz bir
mevkide yasamaktadir. Fatih, Ikinci Beyazit, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman ve ikinci Selim adlarina yapilan Aksehir tahrirlerinin defterlerinde bu Iki köyün adlarina raslandigini, buralardaki mükelleflerin sayilarini biraz asagida görecegiz.

     Altintas köyünün yakinindan ve kuzey tarafindan Adayan çayi geçer ve Aksehir gölüne dökülür. Ayaklarini ta Sultan daglarindan ve birçok küçük irmaklarla beslenen ve Yilan Yusuf köprüsünün altindan geçen bu çay ilkbaharda dar yerlerde geçmeyi zorlastirir ve tehlikeye koyabilir. Buradan Ishakliya kadar herhangi mevsimde olursa olsun süvarinin hareketine engel olabilecek bir cay ve irmak yoktur.

     Cimri ve Mehmet Beyin basibozuk askeri Altintas önüne gelirken. Sahip Ata ogullan 50 bin akça gibi mühim bir para dagitarak Germiyan ogullarindan ve Türkmenlerden topladiklari bir kuvvetle Yahsiyanin güney batisindaki Degirmen köyünün yanindaki çaya kadar geldiler. Sultan daginin göbeginden bu çay köye adini veren degirmeni döndürdükten sonra doguya akar ve Aksehir gölüne dökülür. Bu çayla Aksehir arasinda Nidir çayi, Deli çay, Ulupinar gibi bazi irmaklar vardir. Fakat bunlarin hiçbirisi sularin en bol mevsiminde bile atlilarin seyrüseferlerini durduramazlar. Seyrüseferi güçlestiren ancak Adayan çayidir.

     Sahip Ata ogullari Degirmen çayina geldikleri zaman Cimri ile Mehmet Beyin büyük bir kalabalikla Aksehire ve Altintasa geldiklerini ögrendiler. Hemen harekete geçerek son süratle ögleye kadar Aksehîrin kuzey dogusundaki Kozagac köyüne geldiler. Sahip Ata ogullarinin askeri Adayanin akisina göre sol tarafinda Cimrinin ordusu sag tarafinda saf tuttular ve cenge hazirlandilar. Piyadeler silâha sarildilar. Fakat çay bunlarin çatismlarina mani oluyordu. Mehmet bey bir aralik atini çaya sürerek Sahip Ata ogullarinin üstüne yürümek istedi. Bir Türk atinin dizginini tuttu. Her iki tarafun sinirleri irmak kenarinda saflarini berkistirdiler. Her iki tarafin sinirleri ellerindeki yaylar gibi gerilmisti. Nihayet Sahip Atanin cesaretiyle söhret bulan oglu Taceddin Hüseyin bey atini çaya sürdü ve Mehmet beyin üstüne saldiriyordu. Irmagin ortalarina dogru geldiginde Mehmet beyde mizragiyle ileri atildi, ikisi arasinda büyük bir çarpisma ve çenklesme oldu. Bu saldirisma arasinda Taceddin Hüseyin atindan suya yuvarlandi. Türkmenler üstüne atildilar ve basini gövdesinden ayirdilar. Bu kanli sahneyi gören Sahip Ata ogullarinin kuru kalabalik askeri sirazesi kopan ve firtinaya tutulan bir kitabin yapraklari gibi dagiliverdiler. Orada Hüseyin beyin tek bir hizmetçisinden baska kimse kalmamisti. Esasen iyi bir asker olmayan Germiyanlilar herkesten evvel savas yerini terk etmislerdi. Bu bozgunluk arasinda Sahip Atanin diger oglu Nusrat-üd-din de ölmüstü. Bir tarihçinin ifadesiyle mânâsiz bir kaliptan ibaret olan Germiyanlilar ve Sahip Atanin sefkat ve iyilik kanadlari altinda yetisen, onlarin her çesit lûtuflarini görenler bir gölge gibi sahneden sîliniverd iler. Düzmece hükümdar Cimri, ordusiyle beraber Karahisara kadar ilerledi ve sehrin kalesini sardi. Muvaffak olamayinca da muhasarayi kaldirarak Konyaya döndü. Iste Aksehirin Kozagaci ile Altintas arasindaki saha böyle kanli ve hüzünlü bir çarpismaya sahne olmustu. Biz savas yeri ve savasin neticesi hakkindaki malûmati Istanbulda Ayasofya kütüphanesinde 2985 numarada kayitli bulunan «Kitabul evamiril alaiyyeti fil umuril alaniyyeti» adli essiz Farsça eserin 699 uncu sayfasindan aldik. Ibni Bibinin muhtasar Selçuknamesinde debu olay yazdigimiz sekilde yer almistir. Muhtasar ve mufassal Ibni Bibi tarihinde Cimrinin Konyaya girisi tarihi 10 zilhicce 676 (13 mayis 1277) olarak gösterilmektedir. Aksarayli KerimüddIn Mahmad hâdisenin tarihini yazmaz. Yalniz bu müelliflerin her ikisi de Cimri adina para kesildigini ve hutbe okutuldugunu söylerler. Ibni Bibi Cimriyi « Giyasüddin Siyavus » , Müneccimbasi « Rükneddin Siyavus » seklinde alirlar. Müeccimbasinda ve Hammerde tarih yoktur.

Bu bilgiler AKŞEHİR TARİHİ adlı kitaptan alınmıştır. Basım Yılı 1945

TARİHİ YAPILARI

:: Mezar Taşları ::

     Akşehir, mezar taşları çeşitliliğine sahip önemli merkezlerdendir. Bu kolleksiyonun bir kısmı halen Nasreddin Hoca mezarlığında bulunurken, en değerli parçalar Arkeoloji müzesinde sergilenmektedir. Hiçbir yerde rastlanmayan miktarda figürlü sahideylede karşılaşılmaktadir. Elinde şahin tutan avcı, rahledeki kitabı okuyan erkek, birbirine sarılmış ana ve çocuk bunlara örnektir.

:: Güdük Minare Camii::

     Minaresi adha sonra yapılan içi çini işlemeli bu camii, Selçuklu İmparatoru alaaddin Keykubat zamanında yapılmıştır. 1226 yılından bu yana tamiratlarla ayakta kalan eser ilgi çekmeye devam etmektedir.

:: Nasreddin Hoca Türbesi::

     Şehir mezarlığının tam ortasındadır. Özel olarak düzenlenmiş bir giriş kapısı vardır. Bakımlı, özenle biçimlendirilmiş bir yol sizi türbeye götürür. Türbe, tarih içinde defalarca şekil değiştirmiştir. Bilinen ve kendine has bir espiri taşıyan ilk yapısı 6 sütun üzerine oturtulmuş bir kubbedeb meydana gelmiştir. Bu sütünların ikisi arasında bir kapı vardır. bu kapı üzerinde de kocaman bir kilit asılmıştı. Diğer yanları tamamen açık olan bu türbede 1905 yılında yaptırılan 2. bir yapıyla korunma altına alınmıştır.

     Bugün dışarıdan baktığınızda görülen oniki sütun üzerine oturtulmuş sivri külahlı yapı işte bu tarihten kalmadır. Türbede nasreddin Hocanın mezarının yanısıra Mehmet çelebinin kızı Habibenin mezar taşı bulunmaktadır. Her yıl onbinlerce kişi taraından ziyaret edilen türbe girişinde hatıra ve hediyelik eşya satılan küçük bir mağaza bulunmaktadır.

 

:: Taş Medrese ::

     Yıldırım Mahallesi Dr. Aziz Perkün Caddesi üzerindedir. Mimari yapı merese, misafirhane, mescid ve türbeden oluşmuştur. Günümüze külliyeden medrese, türbe ve mescid kalmıştır. Taş Medrese 1250 yılında Selçuklu başveziri Sahip Ata Hüseyin oğlu Fahreddin Ali tarafından yapılmıştır.
 

:: Seyid Mahmut Hayrani Türbesi ::

     Selçuk Mahallesinde yer alır. 1253 yılında yapılan mesicd, kapı üzerindeki zarif kitabesiyle tanınır. Taş Medrese ve Güdük Minare Camiine ait mimari özellikleri taşımaktadır.
 

:: İmaret Camii ::

     Nasreddin Hoca Türbesinin güney komşusudur. 1510 yılında II. Beyazit devri Rumeli Beylerbeyi Hasan Paşa tarafından yaptırılmıştır. Bir zamanlar çevresinde; yıoksullara yemek dağıtan bir aşevinden Nasreddin Hoca Medresesine kadar pek çok medrese ve türbe bulunuyordu. Bu sosyal ve kültürel merkez uzun yıllar işlevini sürdürmüşsede günümüze Osmanlı mimarisinin tipik bir örneği olan camii kalmıştır. Bu camiide dünyanın en büyük tek parça halısı yer almaktadır.

:: İplikçi Camii ::

     Çarşı içerisindedir. Eskiden çevresini kuşatan iplikçi dükkanları nedeniyle bu ismi almıştır. 1337 yılında Orhan gazi döneminde Ambardar kerim tarafından yaptırılmıştır. 1894 tarihinde tamir edilen camii 1955 yılında yeniden onarıldı.

:: Ferruh Şah Mescidi::

     Seydi Mahmud Hayrani Türbesinin yer aldığı bakımsı bir parkın içinedir. Duvarlarında kullanılan taşların çeşitliliği İslam, Roma ve Bizanslılarından kalma parçaların sergi yeri gibidir. 1224 yılında Konyalı Kuluzade Ferruh Şah döneminde yapılır.

1402 tarihinde, tarihi bir görev yüklenir. Timura esir düşen Osmanlı İmparatoru Yıldırım Beyazit bir süre bu mescidde hapsedilir ve aynı yerde intihar eder. mabedin alt bölümünde Ferruh Şahın mezarı bulunmaktadır.

:: Ulu Camii ::

     Kentin Merkezinde bulunan camii, ayakta kalmayı başarmış en eski yapılardan biridir. 1213de yapılmıştır. Sonraları bir kaç defa onarım geçirip, minare dışında mimarı özelliğini kısmen kaybetmiştir.

Erdoğan ÖZBAKIR - NASREDDİN HOCA ve her açıdan AKŞEHİR - 1997

 


 

COĞRAFİ KONUM

Akşehir İlçesi ; İç Anadolu Bölgesinin Güney-Batısı nda, Sultan Dağlarının Kuzey eteklerine yaslanmış, bereketli bir ova üzerinde kuruludur ve yüzölçümü 2200 km2. dir. İlçenin 8 km. kuzeyinde Akşehir
Gölü başlar. Şu anda kurumamak için mücadele eden göl Taşma alanlarıyla 353 km2 büyüklüğündeydi ve suyu tatlıydı. Sazan ve turna balıkları avcılığı yapılmakta idi. Etrafını çeviren bataklıklardan elde edilen sazlar halen daha dekorasyon ve izolasyonda kullanılır. Akşehir ve çevresi, sert kara ikliminden daha yumuşak , yağışlı hava şartları nedeniyle, yerleşim ve tarıma daha elverişlidir. Bölgede tahılların yanısıra pancar, mısır, haşhaş , (afyon ) tarımı ve meyvecilik (çilek, vişne, kiraz, elma , armut, erik vb. ) yaygın olarak yapılmaktadır. Akşehir ve çevresinde KOBİ ler bünyesinde gıda , madeni eşya, cam ve plastik eşya sektörlerinde faaliyet gösteren üretim birimleri yaygındır. Geçen yıl altyapı inşaatlarına başlanan olan Akşehir Organize Sanayi Bölgesi nin, yapılacak büyük ölçekli yatırımlarla ekonomiyi daha da güçlendirip canlandırması beklenmektedir.
     Canlı sosyal, ekonomik ve kültürel hayatı, gelişmiş, maharetli küçük esnaf ve sanatkarlar topluluğu, 30 dan fazla köyü ve bucakları , 100.000 i aşan genel nüfusu ( kent içi 70.000 ), yaygın eğitim ( yüksek öğretim dahil ) ve sağlık kurumları, yetişmiş insan potansiyelleri ile Akşehir, yöresinde önemli ve doğal bir merkez konumunu kazanmıştır.


Üyelik

 

Kullanıcı:  

  Şifre:  

  Hatırla:  

   

Üye Olmak İstiyorum!
Şifremi Unuttum!


 

 Köşe Yazıları

 

pharmacist2001
AMİNNN..

 

admin
AYRILIK

 

hanli87
Beyaz kumaşlı SERVİ dalı

 

celikbeyhan
ÖLÜM GÜZELLEMESİ

 

bekiruyar
TERCİHİM HEP SEVGİ


Son dakika


Anket

BU SENE RAMAZAN BAYRAMINDA;

   FUTBOL TURNUVASI OLSUN - 17
   MARATON KOŞUSU OLSUN - 2
   MASA TENİSİ TURNUVASI OLSUN - 2
   VOLEYBOL TURNUVASI OLSUN - 7
   VUSLAT GECESİ PROG. OLSUN - 1
Toplam Oy: 29

İçerik Sayacı

 »  Haberler

127

 »  Dosyalar

0

 »  Yazılar

106

 »  Köşe Yazıları

21

 »  Videolar

21

 »  Oyunlar

0

 »  Animasyonlar

0

 »  Resimler

204

 »  Firmalar

1

 »  Konular

0

 »  Mesajlar

0


Copyright

Copyright 2005 Cankurtarankoyu.coM
Teşekkürler AspTR.Net