|
Küçükken hep düşünürdüm, köyde cenaze caminin önünde beklerken yanında bir servi dalı beyaz kumaşlı dururdu..Camiden kabristana giderken en önde bir çocuk beyaz kumaşlı servi dalıyla giderdi..ve her cenazede aynen tekrarlardı,nedendir bilmiyordum niye servi diye içimden geçiriyordum.. ve son olarak Bayram (boyacı) emmimin servi dalını taşımıştım..
Geçende bir şiir okumuştum , Behçet kemal çağlar’dan “Eyüp’te akşam” şiirinden
“Servi boylu yatar yerde upuzun.
Servi bekler başı ucunda mahzun”
Ve servi’nin kabristanların neden değişmez ağacı olduğunu da merakta ediyordum.ve bunun sebebini de öğrenmiştim..çünkü servi ağacı ‘Elif’ gibi dümdüz duruşuyla vahdetin sembolüymüş..
Allah’ın birliğini vurguluyormuş..Aynı zamanda servi rüzgarla sallanırken ‘’Hu!’’sesini çıkarırmış.Bu hal onun Allah’ı zikrettiğine işarettir,inanılırmış ki servi orada yatan kişi için bir şefaat vesilesidir..ve servi her ‘Hu!’çekişle orada yatan kişinin günahı dökülürmüş.
Ecdadımız Osmanlı kabristanlara, şekli ve sesiyle Hay ve Kayyumu çağrıştırdığından serviyi özenle serpiştirmiştir..
Ve bizlerinde bir gün bu diyardan giderken cami önünden kabristana doğru,önümüzde bir servi taşıyan çocuk.. Ve başucumuz dada beyaz kumaşlı servi dalı olacak…
Abdülkadir uyar
2-3-2010 Salı
|