|
Daha küçüğüm herkes imkansız diye düşünüyor. Bir sabah aniden hastalanıyor evin küçük kızı. Herkes önemsiz bir şey sanıyor. İki gün sonra geçer diye düşünüyorlar. Ama öğleye doğru daha kötü oluyorum, ve hastane yolu gözüküyor bana o anı az buçuk hatırlıyorum. Daha sekiz yasındayım ve hiç sevmediğim bir yere gidiyorum. Gittik muayene ettiler ama kimse anlamadı ve bir sürü tahlil dayanamıyorum artık ağlamaya başlıyorum. Tahlilleri babam alacak onun için biz eve gidiyoruz. Bende bir halsizlik ayağa kalkmaya halim yok. Babam eve geliyor ama yüzü asık hiç kimseye söylemiyor bana konan teşhisi. Doktora rica edip tekrar tahlil istemiş ama bize tahlil kaybolmuş diyor. Annemi evde bırakıp tek beni götürüyor. Yine tahlil yine kan babam bu son kızım diyor ama bilmiyor ki artık ömrümün sonuna kadar bu işi kendimizin yapacağını. Koridorda bekliyoruz ve doktor geliyor. Evet yanılmamışız yine aynı sonuç diyor. Babam ayakta durmaya çalışıyor. Küçükte olsa anladım yüzündeki burukluğu. Gittik eve bütün akrabalar orda herkes duymuş herkes çaresiz durumda ben yine halsizim hemen uyuyorum. Ne konuştuklarını bilmiyorum. Tek bildiğim uyanınca gördüğüm valizler şaşkınım ne oluyor diyorum. Babam yarın Ankara’ya gidiyoruz diyor. Bende ilk defa gideceğim şehre gezmeye gidiyorum sanıyorum.
Sabah yola çıkıyoruz herkes bizim evde. Tek gülen benim. Çünkü ben gezmeye gidiyorum. Abimler ağlayınca siz burada kalıyorsunuz diye ağlıyorsunuz diyorum. Bunu duyunca sarılıyorlar bana. Sen bizim yerimize de gez abicim diyorlar. Ayrılma vakti geldi. Herkes sarılıp ağlıyor bize ve ben şaşkınım ben gezmeye gidiyorum. Herkes ağlıyor. Çıkıyoruz yola anne ve babam dört saat boyunca sessiz bende gezeceğim yerleri hayal ediyorum. Sonunda girdik Ankara’ya bir sürü araba bir sürü insan şaşkınım. Bende yine bir halsizlik ve ilk gördüğüm yer çocuk hastanesi. Babam anlatıyor bulunduğumuz ilçede şeker teşhisi diyor doktorlar hemen telaşlandı. Neredeyse hastanedeki bütün doktorlar muayene etti beni. Hemen üç dört tane serum ondan sonrasını hatırlamıyorum. Üç gün komada kalmışım. Doktorlar ümidi kesmiş benden. Bizimkilere her şeye hazır olun demiş. Bunu duyunca abimlerde Ankara’da üçüncü günün sonunda uyandığımda kimse yok yanımda. Boş bir oda ve benim her tarafımda beni hayata bağlayan bir sürü kablo. Bir saat önce o kablolar çekilseydi kısacası şimdi yaşamıyordum. O halimi görünce anne diye bağırıyorum. Biraz geç duyuyorlar. Ama odaya bir hemşire giriyor ve ilk anda büyük bir çığlık atıyor.dışarıdakileri çağırıyor. Annem,babam ve birsürü doktor kısacası herkes şaşkın. Annem hemen kaldırıp pencereden baktırıyor. Başımın belaları burada da buldunuz beni diyorum. Başımın belası canımın parçaları iki tane abim onlarda geldi yanıma. Doktorlar söylüyor bana artık şekeri az yiyeceksin, beklide hiç. Ama şunu bil ki ömrünün sonuna kadar sağlıklı yaşayacaksın. O zaman anlıyorum ki meğer bu şekeri ne kadar çok seviyormuşum…
Annem ve babam hastalığın üzerine eğitim alıp sınava giriyor. İlk sınavı geçemediler ve en acısı buydu sanırım. Kendi çocuklarını yani beni teslim etmediler onlara. Tekrar sınava girip ikinci sınavda geçiyorlar ve beni evime, abimlere , okuluma kavuşuyorum.
Sonunda birkaç sene öncesine kadar annemden ayrı bir yere adım atamazken şimdi her yere onsuz gidebiliyorum. Kendi hastalığımla kendim mücadele edebiliyorum. Bu yaşıma kadar neden ben hastayım demedim. Çünkü biliyorum o benim en yakın arkadaşım. Artık içimden biri o. Benim vücudumda bir organım yani pankreasım eksik olabilir. Ama insanları seven ruhum, kalbim ve kocaman bir yüreğim var ve buzdağları kadar sağlam…
Şuan on yedi yaşına gelmiş bir şeker hastası değil 17 yaşına gelmiş genç bir diyabetim. Çünkü hayatta yaşayacağım güzel günler ve beni hayata bağlayan nedenler var…
EMİNE YENİLMEZ ( Sıhhıye Abdil-Emine Uyar Torunu)
|